Nis 09 2014

İnternet Yayınlarında Cevap ve Düzeltme Hakkı

İnternetin teknik doğası gereği, herhangibir içeriği internet ortamına sunan bir kişinin anonim kalabilmesi, yani kimliğinin tespitinin çoğu halde mümkün olmaması, içeriğin internet ortamında çok süratli bir şekilde çok geniş kitlelere iletilebilmesi, internet yoluyla yapılan kişilik hakları ihlallerini günümüzde çok önemli bir hale getirmiştir.

Bu yazıda internet üzerinden yapıla yayınlar yoluyla kişilik haklarına yapılan saldırılarda cevap ve düzeltme hakkının kullanılıp kullanılamayacağını ve kullanılabiliyorsa bunun ne şekilde olacağını ele alacağız.

Basın Yasası’na tabi basılı eserler (gazeteler, dergiler vb.) yoluyla yapılan kişilik hakları ihlallerinde veya 3984 sayılı Yasa’ya tabi televizyon aracılığıyla yapılan yayınlar yoluyla kişilik hakları ihlallerinde cevap ve düzeltme hakkının nasıl kullanılacağını ilgili yasalar düzenlemiştir. Buna karşın, 23 Mayıs 2007 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürülüğe giren 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun yürürlüğe girinceye dek, internet yoluyla yapılan yayınlar sonucu kişilik haklarının ihlalinde cevap ve düzeltme hakkının kullanılması mümkün olmuyordu. Yaşanan bu durum çok sayıda insanın mağduriyetine yol açmıştı.

Türk hukukundaki bu eksiklik 5651 sayılı İnternet Yasası’nın 9. maddesi ile giderilmiştir. Yani artık 5651 sayılı Yasa’nın 9. Maddesine dayanarak internet yoluyla kişilik hakları ihlal edilenler cevap ve düzeltme haklarını kullanabileceklerdir.

9. maddenin ilk fıkrası cevap ve düzeltme hakkının kullanılmasına ilişkin usulü düzenlemektedir. Maddeye göre:

“İçe­rik ne­de­niy­le hak­la­rı ihlâl edil­di­ği­ni id­dia eden ki­şi, içe­rik sağ­la­yı­cı­sı­na, bu­na ula­şa­ma­ma­sı ha­lin­de yer sağ­la­yı­cı­sı­na baş­vu­ra­rak ken­di­si­ne iliş­kin içe­ri­ğin ya­yın­dan çı­ka­rıl­ma­sı­nı ve ya­yın­da­ki kap­sa­mın­dan faz­la ol­ma­mak üze­re ha­zır­la­dı­ğı ce­va­bı bir haf­ta sü­rey­le in­ter­net or­ta­mın­da ya­yım­lan­ma­sı­nı is­te­ye­bi­lir. İçe­rik ve­ya yer sağ­la­yı­cı ken­di­si­ne ulaş­tı­ğı ta­rih­ten iti­ba­ren iki gün için­de, ta­le­bi ye­ri­ne ge­ti­rir. Bu sü­re zar­fın­da ta­lep ye­ri­ne ge­ti­ril­me­di­ği tak­dir­de red­de­dil­miş sa­yı­lır.”

Maddeye göre bir hakkının yayınlanan bir içerik nedeniyle ihlal edildiğini düşünen kişi içerik sağlayıcısına buna ulaşamaması halinde ise yer sağlayıcısına başvurarak içeriğin yayından kaldırılmasını isteyecektir. 5651 sayılı Yasa’nın “Tanımlar” başlıklı 2. maddesinde “İçerik Sağlayıcı” ve “Yer Sağlayıcı” tanımları yapılmıştır. Buna göre içerik sağlayıcı;

“f) İçe­rik sağ­la­yı­cı: İn­ter­net or­ta­mı üze­rin­den kul­la­nı­cı­la­ra su­nu­lan her tür­lü bil­gi ve­ya ve­ri­yi üre­ten, de­ğiş­ti­ren ve sağ­la­yan ger­çek ve­ya tü­zel ki­şi­le­ri,”

Yer sağlayıcı ise;

“m) Yer sağ­la­yı­cı: Hiz­met ve içe­rik­le­ri ba­rın­dı­ran sis­tem­le­ri sağ­la­yan ve­ya iş­le­ten ger­çek ve­ya tü­zel ki­şi­le­ri,”

ifa­de eder.

Yani içerik sağlayıcı, ilgili içeriği internet ortamına sunan kişidir. Yer sağlayıcı ise uygulamada “hosting” firmaları olarak bilinen ve internet sitelerini barındırma hizmeti veren kişilerdir.

Uygulamada, hazırlanan cevap noter aracılığıyla gönderilecek bir ihtarname ile içerik sağlayıcıya veya yer sağlayıcıya gönderilmektedir. Bunlara tebliğden itibaren 2 gün içerisinde hazırlanan cevap yayınlanmazsa bu durumda talep reddilmiş sayılır.

Talebin reddedilmesi durumunda ne olacağını ise 9. maddenin devam eden fıkraları düzenlemiştir. Maddenin devam eden fıkralarında talebin reddi halinde izlenecek yol düzenlenmiştir. Buna göre:

“2) Ta­le­bin red­de­dil­miş sa­yıl­ma­sı ha­lin­de, ki­şi on­beş gün için­de yer­le­şim ye­ri sulh ce­za mah­ke­me­si­ne baş­vu­ra­rak, içe­ri­ğin ya­yın­dan çı­ka­rıl­ma­sı­na ve ya­yın­da­ki kap­sa­mın­dan faz­la ol­ma­mak üze­re ha­zır­la­dı­ğı ce­va­bın bir haf­ta sü­rey­le in­ter­net or­ta­mın­da ya­yım­lan­ma­sı­na ka­rar ve­ril­me­si­ni is­te­ye­bi­lir. Sulh ce­za hâki­mi bu ta­le­bi üç gün için­de du­ruş­ma yap­mak­sı­zın ka­ra­ra bağ­lar. Sulh ce­za hâki­mi­nin ka­ra­rı­na kar­şı Ce­za Mu­ha­ke­me­si Ka­nu­nu hü­küm­le­ri­ne gö­re iti­raz yo­lu­na gi­di­le­bi­lir.

(3) Sulh ce­za hâ­ki­mi­nin ke­sin­le­şen ka­ra­rı­nın, bi­rin­ci fık­ra­ya gö­re ya­pı­lan baş­vu­ru­yu ye­ri­ne ge­tir­me­yen içe­rik ve­ya yer sağ­la­yı­cı­sı­na teb­li­ğin­den iti­ba­ren iki gün için­de içe­rik ya­yın­dan çı­ka­rı­la­rak ha­zır­la­nan ce­va­bın ya­yım­lan­ma­sı­na baş­la­nır.

(4) Sulh ce­za hâki­mi­nin ka­ra­rı­nı bu mad­de­de be­lir­ti­len şart­la­ra uy­gun ola­rak ve sü­re­sin­de ye­ri­ne ge­tir­me­yen so­rum­lu ki­şi, al­tı ay­dan iki yı­la ka­dar ha­pis ce­za­sı ile ce­za­lan­dı­rı­lır. İçe­rik ve­ya yer sağ­la­yı­cı­nın tü­zel ki­şi ol­ma­sı ha­lin­de, bu fık­ra hük­mü ya­yın so­rum­lu­su hak­kın­da uy­gu­la­nır.”

Görüldüğü üzere Türk hukukunda artık internet yoluyla yapılan kişilik haklarına saldırılara karşı gidilebilecek bir hukuki yol getirilmiştir. Böylece hukukumuzdaki önemli bir boşluk doldurulmuş olunmaktadır. Ancak madde kanaatimce kişilik haklarını da aşacak bir biçimde “hakları ihlal edilen kişiler” denilmek suretiyle kişilik haklarının dışındaki haklar için de geçerli kılındığı için uygulamada kişilik hakları dışındaki örneğin fikri mülkiyet haklarına ilişkin talepler için de bu yolun kullanılması gündeme gelebilecek ve bu bakımdan maddenin uygulanmasında bir belirsizlik yaşanabilecektir.

Makale Yazarı

Av. Ali Osman Özdilek, Şubat 2009

Related news


About Author


(12.662) Readers Comments


    Fatal error: Allowed memory size of 134217728 bytes exhausted (tried to allocate 6815647 bytes) in /usr/local/www/hosts/isvicreavukat.com/wp/wp-includes/comment-template.php on line 1669